HAKKIMIZDA

KARACASU KÜÇÜK KAPLICA TESİSLERİ

Batı Karadeniz Bölgesinde bulunan, Bolu Karacasu Kaplıcaları; Bolu ili, Merkez ilçesi, Karacasu beldesindedir. Kaplıca alanı Bolu kent merkezinin 5 km. güneyinde yer almaktadır. D-100 karayolu ve TEM otoyolu'nun Bolu’dan geçmesi nedeniyle kaplıca alanına karayoluyla kolay ulaşım imkanı bulunmaktadır. Bolu kent merkezinden düzenli olarak toplu taşım araçlarıyla ulaşılabilmektedir. Bolu'ya en yakın havaalanları 190 km. uzaklıkta Ankara ve 260 km uzaklıkta İstanbul'da bulunmaktadır.

KAPLICANIN TARİHÇESİ

Yer altı sıcak maden sularının (kaplıcaların) temizlik amacından ziyade sağlık ve tedavi amacıyla kullanımının Milattan önceki dönemlerde, Afrika da, Mısır ve Madagaskar da geliştiği Tevrat’tan öğrenilmektedir. Germen ve Keltlerin kullandıkları kaplıcalara ait eserler. St. Moritz’de MÖ 2000 yıllarına ait kalıntılarla belgelenmiştir. Etrüsklerin kaplıca tedavisindeki uygulamaları sürecinde Yunanlılar bu alanda ilk bilimsel adımı attılar. Yunan bilgini Heredot (MÖ 485-425) 9 bölümlük eserinde Kaplıca Tedavisinin Ana İlkelerini belirlemiştir. Modern Tıbbın kurucusu İstanköylü Yunan Hekimi Hippokrates (MÖ 460- 375) “De Natura Hominis” adlı yapıtında doğal kaynaklarla tedavinin esasını ekolojik yaklaşımlarla açıklayan ilk tıp bilginidir. Romalılar kaplıcalara çok önem vermişler egemenlik alanları içindeki tüm kaplıca kaynaklarını değerlendirerek buralarda halkın yararlanabileceği hamamlar açmışlardı. Askerlerinin savaş sonrası hastalıklarını (yaralarını ve ağrılarını) kaplıcalarda tedavi etmeleri ile Kaplıca tedavisine verimli bir anlam kazandıran Romalılar, sıcak yer altı sularını spor amacıyla da değerlendirdiler, konuya mimari yönden oldukça büyük bilimsel katkılarda bulundular. Pompei kenti plan ve tesisat gibi, Anadolu da günümüz önemli kaplıcalarındaki hala mevcut kalıntıları Roma yapıtlarının bu alanda kat etmiş olduğu mesafenin belgeleridir. Kaplıcalara verilen önemin Roma da olduğu gibi Bizans’ta da devam ettiği bilinmektedir. Romalılar gibi Bizans İmparatorları da Anadolu’nun bir çok yerleşim merkezine hamamlar inşa ettirmişlerdir. Osmanlı Türkleri de şifalı sulara Romalılar ve Selçuklular gibi büyük önem vermişlerdir. Osmanlı İmparatorluğu'nun duraklama devriyle kaplıcalara verilen önemde kaybolmuştur. Kaplıcaların Osmanlı'nın son dönemlerdeki ihmali, Cumhuriyet devrinde Atatürk’ün kaplıcaların modern hale getirilmesi için verdiği emre kadar devam etti. Anadolu’daki Roma ve Bizanslılardan kalma kaplıca eserlerine yepyeni bir ruh ve anlam kazandıran Türkler, ”Türk Hamamı” tipinden gelen temizlik amaçlı “Kurnalı Yıkanma Yerleri” ve yanında tedavi amaçlı kaplıcanın büyük havuz tekniğini Avrupa’ya kadar yaymıştır. Bu gün dünyadaki tüm termal turizm tesislerinde yer alan “Türk Hamamları” bu kültürün eseridir.